BİYOGRAFİ
Sanat, Semboller ve Bilinçdışı Arasında
Rüyaların, arketiplerin ve kültürel hafızanın izinde.
Ben Zeynep Ergen. Sanat tarihi eğitiminin ardından rüyalar, semboller, arketipler, mitler ve kadim anlatılar üzerine uzun yıllara yayılan çalışmalar yürüttüm.
Rüyalarla ilişkim akademik bir meraktan önce başladı. Çocuklukta gördüğüm bir rüya, hayatımın ilk büyük dönüm noktalarından biri oldu. Zamanla sanat tarihi, sembolizm, mitoloji ve farklı kültürel gelenekler arasında kurduğum bağlar, rüyaları yalnızca kişisel deneyimler olarak değil; insanın kendisiyle ve kültürel hafızayla kurduğu ilişkinin bir parçası olarak ele almama yön verdi.


9 Yaşında Bir Rüya
Rüyalarla ilişkim sonradan seçtiğim bir ilgi alanı değil; çocukluğumdan beri hayatımın içinde olan bir deneyim.
Dokuz yaşında gördüğüm bir rüya, hayatımın ilk büyük dönüm noktalarından biri oldu. O zamandan beri rüyaları yalnızca gecenin içinde ortaya çıkan görüntüler olarak değil, insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin başka bir dili olarak merak ettim.
Yıllar içinde bu merak; sembollere, mitlere, kadim anlatılara ve farklı kültürlerde rüyaya verilen anlamlara doğru genişledi. Rüyalarla kurduğum bağ da zamanla bir araştırma alanına, bir düşünme biçimine ve yaşamım boyunca takip ettiğim bir iz haline geldi.
Sanat Tarihinden Sembollerin Dünyasına
Mimar Sinan Üniversitesi’nde Arkeoloji ve Sanat Tarihi eğitimi alırken imgelerin, biçimlerin ve sembollerin yalnızca estetik unsurlar olmadığını; ait oldukları kültürlerin düşünme biçimlerini, inançlarını ve insanla dünya arasındaki ilişkiyi taşıdığını gördüm.
Bu bakış zamanla beni mitlere, kadim anlatılara, ritüellere ve farklı kültürlerin sembolik dünyalarına yöneltti. Bir imgenin yüzyıllar boyunca farklı coğrafyalarda yeniden ortaya çıkması, aynı temaların sanat eserlerinde, mitlerde ve rüyalarda farklı biçimlerde karşımıza çıkması ilgimin merkezinde yer aldı.
Sanat tarihi benim için böylece yalnızca geçmişi inceleyen bir alan olmaktan çıktı; insanın kendisini, dünyayı ve görünmeyeni nasıl anlamlandırdığını araştırmanın yollarından biri haline geldi.

Rüyalar, Arketipler ve Uzun Yıllara Yayılan Çalışmalar
Rüyalar üzerine çalışmalarım zamanla daha sistemli bir araştırma alanına dönüştü. 1995’ten bu yana farklı gelenekler, kültürel anlatılar ve kişisel deneyimler içinde rüyaların nasıl ortaya çıktığını, nasıl tekrarlandığını ve insanın yaşamındaki dönüşümlerle nasıl ilişkilendiğini izliyorum.
Bu yolculuk beni özellikle arketipler, Jung psikolojisi ve bilinçdışının sembolik dili üzerine çalışmaya yöneltti. Arketipler, Kahramanın Yolculuğu, Jung psikolojisi ve rüya süpervizyonu üzerine eğitim ve uygulamalar; ardından Süreç Odaklı Psikoloji çalışmaları, rüyalara bakışımı farklı katmanlarla geliştirdi.
Yıllar içinde mitoloji, tasavvuf, kadim inanışlar, sanat tarihi ve sembolizm de bu araştırmanın doğal parçaları haline geldi. Bugün rüyaları tek bir kuramın içinden değil; kişisel deneyim, kültürel hafıza, sembolik anlatı ve arketipsel temaların kesiştiği çok katmanlı bir alan olarak ele alıyorum.
25+ Yıl
Sembol ve Rüya Araştırmaları
150.000+
Analiz Edilen Rüya Datası
Mimar Sinan Üni.
Arkeoloji ve Sanat Tarihi
Yolculuğun Durakları: Eğitim ve Uzmanlıklar
2016-2018
Zurich Institute for Processwork
Süreç Odaklı Psikoloji Eğitimi
2015
Dr. Avi Goren Bar
Jung psikolojisi · Arketipler · Kahramanın Yolculuğu · Rüya Süpervizyonu
1998
Gizemciler & Rüya Alemi Grubu
Kolektif Rüya ve Ezoterizm Araştırmaları
1995
Gizemciler & Rüya Alemi Grubu
Rüyalar ve Dönüşümler Üzerine Araştırmalar
Şimdi
Devam Eden Çalışmalar
Rüya sembolizması, tekrarlayan rüyalar, rüya farkındalığı, rüyalar ve arketipler, mitoloji, sanat tarihinde semboller ve rüyalar ile Anadolu Arketipleri üzerine araştırma ve çalışmalar.

Rüyalar Beni Seçti: Aydaki Kedi'nin Doğuşu
Aydaki Kedi’nin hikâyesi de rüyalarla başladı.
Dolunayda doğdum. Çocukluğumun ilk anılarında rüyalar ve kediler vardı. Yıllar sonra, rüya çalışmaları sırasında dostlarımın ve birlikte çalıştığım insanların beni rüyalarında siyah bir kedi olarak görmeye başlaması, bu iki eski imgeyi yeniden bir araya getirdi.
Böylece Aydaki Kedi, rüyalar, semboller ve yıllar boyunca biriken araştırmalarımı paylaşabileceğim bir alan olarak doğdu.
Zaman içinde yalnızca bir internet sitesinin adı olmaktan çıktı; yazılarımın, rüya çalışmalarımın, seminerlerin ve farklı araştırma alanlarının bir araya geldiği uzun soluklu bir platforma dönüştü.
Bugün Aydaki Kedi, geçmişten bugüne uzanan bu birikimin arşivi ve yaşamaya devam eden bir parçası.

Yazarlık ve Bugün
Yıllar boyunca biriken araştırmalarım, rüya notları, semboller ve anlatılar zamanla yazıya da dönüştü.
2019 yılında yayımlanan Dün Gece Bir Rüya Gördüm, rüyalarla kurduğum uzun soluklu ilişkinin ve yıllar içinde biriken gözlemlerimin kitaplaştığı ilk çalışma oldu.
Bugün rüyalar, arketipler, mitoloji, sanat tarihinde semboller ve kültürel anlatılar üzerine araştırmaya, yazmaya ve paylaşmaya devam ediyorum. Seminer ve atölyelerde bu farklı alanların birbirleriyle kurduğu ilişkileri ele alıyor; özellikle rüyaların kişisel deneyim ile kültürel hafıza arasında açtığı alanı araştırıyorum.
Anadolu Arketipleri üzerine çalışmalarım sürerken yeni yazılar ve ikinci kitap çalışmam da yolculuğun bir parçası olmaya devam ediyor.
Benim için bu çalışma tamamlanmış bir bilgi alanından çok, yeni sorularla genişleyen ve dönüşen uzun bir araştırma yolculuğu.
Bir de kayıp bir rüyanın peşinde arkaik bir dilin imgeleriyle hurufi şiirler kovalıyorum.
Yol Devam Ediyor
Rüyalar, semboller, mitler ve insanın kendi iç dünyası üzerine merakım bugün de devam ediyor.
Araştırmaya, yazmaya, yeni soruların peşinden gitmeye ve farklı anlatıların birbirleriyle kurduğu bağları izlemeye devam ediyorum.
Yeni yazılar, ikinci kitap çalışmam ve Anadolu Arketipleri üzerine sürdürdüğüm araştırmalar bu yolculuğun bugünkü parçaları.
“Yoldayım; şimdi ve burada, gölgemle ışığımla yürüyorum.”